Geçen günlerde yaptığımız Barcelona gezisinde Los Tarantos adında küçük bir flamenco gösterisi yapılan bara gittik. Çektiğimiz videoyu blogda yayınlayayım dedim. Gerek müziği gerek dansı çok beğendim..
Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Mart 2012 Salı
13 Kasım 2011 Pazar
Dubrovnik, Mostar, Karadağ Turu
Günlük biraz gezi günlüğüne döndü ama keyifli de oldu. Bilmediğiniz memleketlere giderken başkalarının tecribelerinden yararlanmak faydalı da oluyor. Umarım bu yazı da başkalarına faydalı olur.
Dubrovnik turları vizesiz olduğu için çok talep görüyor. 2012 veya 2013 yılında Hırvatistan Avrupa Birliğine gireceği için vizesiz son dönemlerinde bölgeyi görmek isteyebilirsiniz benim gibi. Baştan söyleyeylim, Dubrovnik'ten büyük şeyler beklemeyin. Hırvatistan'ın Adriyatik'teki birçok şehri gibi Dubrovnik ortaçağ ve hatta daha eski tarihlerden kalma kale içi şehri. Kalenin içi artık şehir olmaktan çıkmış alışveriş ve turizm merkezine dönmüş. Mimari açıdan zengin ama hepsi bu. Dubrivnik şehir olarak elbette çok daha büyümüş ama Old City denen eski kale içi şehrinden başka hiçbirşey yok. Old City içinde de dükkanlar akşamları 7-8 gibi kapanmaya başlıyor. Dubrovnik'te ikinci günü geçirmek istemezsiniz muhtemelen.
Dubrovnik'teki restoranlar balık ağırlıklı. Bütün sahil şeridinde olduğu gibi Pizza da yaygın. Ancak şunu da belirtmeliyim ki Dubrovnik New York'tan bile daha pahalı. Para birimi şimdilik Kuna (1 Kuna yaklaşık 7.4 euro ediyor) ama Euro hemen hemen heryerde geçiyor. Kredi kartı ise çok yaygın. Hediyelik magnetler 3€, 2 kişilik balık tabağı ise 300 kuna (42 euro) civarında satılıyor. Uygun ve lezzetli restoranlar da var tabi. Old City'nin ana kapısından girip en arka taraftaki arka liman kapısına yürüyün. Orada göreceğiniz balık restoran ve barında 2 kişilik balık tabağını 160 Kuna (yaklaşık 22 euro) gibi uygun bir rakama bulmak mümkün. Balığın yanında Hırvat birası deneyin, gayet lezzetli.
Dubrovnik turları vizesiz olduğu için çok talep görüyor. 2012 veya 2013 yılında Hırvatistan Avrupa Birliğine gireceği için vizesiz son dönemlerinde bölgeyi görmek isteyebilirsiniz benim gibi. Baştan söyleyeylim, Dubrovnik'ten büyük şeyler beklemeyin. Hırvatistan'ın Adriyatik'teki birçok şehri gibi Dubrovnik ortaçağ ve hatta daha eski tarihlerden kalma kale içi şehri. Kalenin içi artık şehir olmaktan çıkmış alışveriş ve turizm merkezine dönmüş. Mimari açıdan zengin ama hepsi bu. Dubrivnik şehir olarak elbette çok daha büyümüş ama Old City denen eski kale içi şehrinden başka hiçbirşey yok. Old City içinde de dükkanlar akşamları 7-8 gibi kapanmaya başlıyor. Dubrovnik'te ikinci günü geçirmek istemezsiniz muhtemelen.
Dubrovnik'teki restoranlar balık ağırlıklı. Bütün sahil şeridinde olduğu gibi Pizza da yaygın. Ancak şunu da belirtmeliyim ki Dubrovnik New York'tan bile daha pahalı. Para birimi şimdilik Kuna (1 Kuna yaklaşık 7.4 euro ediyor) ama Euro hemen hemen heryerde geçiyor. Kredi kartı ise çok yaygın. Hediyelik magnetler 3€, 2 kişilik balık tabağı ise 300 kuna (42 euro) civarında satılıyor. Uygun ve lezzetli restoranlar da var tabi. Old City'nin ana kapısından girip en arka taraftaki arka liman kapısına yürüyün. Orada göreceğiniz balık restoran ve barında 2 kişilik balık tabağını 160 Kuna (yaklaşık 22 euro) gibi uygun bir rakama bulmak mümkün. Balığın yanında Hırvat birası deneyin, gayet lezzetli.
11 Kasım 2011 Cuma
New York Turu
Bir önceki yazıda kısaca Las Vegas'tan bahsetmiştim. Oradan New York'a geçip 4 gün kadar gezdim. Kısaca önerilerimi aktaracağım.
New York'a gitmeden önce mutlaka bir New York ceo kitabı edinin. Bu kitapçıklar son derece işe yarıyor. Bu cep kitaplarından birini alıp harita üzerinde New York'ta neyin nerde olduğunu öğrendim. New York'ta harita üzerinde yatay caddeler "street", dikeyler "avenue" olarak adlandırılıyor. Manhattan'da her yeri böyle bulabiliyorsunuz. Cep kitabında bu gibi birçok detay bulabileceksiniz.
New York'ta oteller çok pahalı ve fiyata kıyasla kötü durumdalar. Ben uçak biletini ve oteli cheaptickets.com'dan aldım gayet uygun fiyata. Ancak cheaptickets.com email ile destek vermiyor. Bir problem yaşarsanız telefon açmak zorundasınız. Eğer ingilizceniz iyi değilse problem yaşayabilirsiniz. O yüzden email ve web'den destek veren başka bir şirket üzerinden satın almanızı öneririm.
Bütçenize uygun bir otel veya hostel ararken Manhattan'ın içinde olmasına veya Manhattan'a çok yakın olmasına özen gösterin. Mesafeler kısa gibi görünüyor ama hiç de öyle değil. JFK havalimanından giriş yapıyorsanız Manhattan'a taksi ile gitmeye çalıştığınızda ciddi paralar ödersiniz. Bunun yerine Airtrain'e binip Jamaica durağına gitmek (5$) ve oradan da metroya binmek en akıllıca yol. New York'ta ulaşım genel olarak metro ile yapılıyor. Tek bir biniş için bilet alabileceğiniz gibi 3 gün veya 7 günlük biletler de alabiliyorsunuz. 7 Günlük metrocard yanlış hatırlamıyorsam 22$'dı. Bu karta ihtiyacınız olacak. Metro hakkında tüm bilgiyi şurada bulabilirsiniz:
http://www.mta.info/
New York'a gitmeden önce mutlaka bir New York ceo kitabı edinin. Bu kitapçıklar son derece işe yarıyor. Bu cep kitaplarından birini alıp harita üzerinde New York'ta neyin nerde olduğunu öğrendim. New York'ta harita üzerinde yatay caddeler "street", dikeyler "avenue" olarak adlandırılıyor. Manhattan'da her yeri böyle bulabiliyorsunuz. Cep kitabında bu gibi birçok detay bulabileceksiniz.
New York'ta oteller çok pahalı ve fiyata kıyasla kötü durumdalar. Ben uçak biletini ve oteli cheaptickets.com'dan aldım gayet uygun fiyata. Ancak cheaptickets.com email ile destek vermiyor. Bir problem yaşarsanız telefon açmak zorundasınız. Eğer ingilizceniz iyi değilse problem yaşayabilirsiniz. O yüzden email ve web'den destek veren başka bir şirket üzerinden satın almanızı öneririm.
Bütçenize uygun bir otel veya hostel ararken Manhattan'ın içinde olmasına veya Manhattan'a çok yakın olmasına özen gösterin. Mesafeler kısa gibi görünüyor ama hiç de öyle değil. JFK havalimanından giriş yapıyorsanız Manhattan'a taksi ile gitmeye çalıştığınızda ciddi paralar ödersiniz. Bunun yerine Airtrain'e binip Jamaica durağına gitmek (5$) ve oradan da metroya binmek en akıllıca yol. New York'ta ulaşım genel olarak metro ile yapılıyor. Tek bir biniş için bilet alabileceğiniz gibi 3 gün veya 7 günlük biletler de alabiliyorsunuz. 7 Günlük metrocard yanlış hatırlamıyorsam 22$'dı. Bu karta ihtiyacınız olacak. Metro hakkında tüm bilgiyi şurada bulabilirsiniz:
http://www.mta.info/
10 Kasım 2011 Perşembe
Las Vegas ve New York Turu
Merhaba,
Birakç günlük bir konferansa katılmak için Las Vegas'a gitmem gerekti. Oraya kadar gitmişken birkaç günlük New York turu yapalım dedik ve 8-9 günlük Las Vegas - New York turu yapmış olduk. Giderken biraz araştırma yaptım ama pek pratik bilgi bulamadım. Belki birileri bulur ve işe yarar diye birşeyler karalayayım dedim. Umarım birilerine faydası dokunur. Bu yazıda sadece Las Vegas'dan bahsedeceğim. New York diğer bir yazıya kalacak.
Delta havayolları ile New York aktarmalı olarak Las Vegas'a gittim. Delta iyi bir havayolu. Ancak benzer fiyata THY&American Airlines uçuşu bulursanız bunları tercih edin. Zira THY ve AA Star Alliance içindeler ve bir sürü kullanabileceğiniz uçuş mili kazanabilirsiniz. Benim gibi Delta'yı tercih ederseniz uçuş için Müslüman menüsü seçmeyin. Müslüman menüsü sebzeden oluşan iğrenç bir menü. Standart yemekleri muhteşem soslu bir tavuk veya makarna. Hiçbir yemekte domuz eti veya yağı yok. O yüzden müslüman menüsünün pratikte bir esprisi yok. Uçuş bayağı bir uzun sürüyor. New York'a 11 saat, 5 saat kadar havalimanında bekledikten sonra Las Vegas'a 6 saat. 5 saatimizi New York'ta bekleyerek geçireceğimiz için Delta'nın Lounge hizmeti olan Sky Club'ı almanızı öneririm. Otele varmanız 24 saati bulabilir. Eşofman spor ayakkabı ile gidin ve uçuşta ayakkabılarınızı çıkartıp birkaç saatte bir 10 dakikalığına ayağa kalkın ve yürüyün.
Birakç günlük bir konferansa katılmak için Las Vegas'a gitmem gerekti. Oraya kadar gitmişken birkaç günlük New York turu yapalım dedik ve 8-9 günlük Las Vegas - New York turu yapmış olduk. Giderken biraz araştırma yaptım ama pek pratik bilgi bulamadım. Belki birileri bulur ve işe yarar diye birşeyler karalayayım dedim. Umarım birilerine faydası dokunur. Bu yazıda sadece Las Vegas'dan bahsedeceğim. New York diğer bir yazıya kalacak.
Delta havayolları ile New York aktarmalı olarak Las Vegas'a gittim. Delta iyi bir havayolu. Ancak benzer fiyata THY&American Airlines uçuşu bulursanız bunları tercih edin. Zira THY ve AA Star Alliance içindeler ve bir sürü kullanabileceğiniz uçuş mili kazanabilirsiniz. Benim gibi Delta'yı tercih ederseniz uçuş için Müslüman menüsü seçmeyin. Müslüman menüsü sebzeden oluşan iğrenç bir menü. Standart yemekleri muhteşem soslu bir tavuk veya makarna. Hiçbir yemekte domuz eti veya yağı yok. O yüzden müslüman menüsünün pratikte bir esprisi yok. Uçuş bayağı bir uzun sürüyor. New York'a 11 saat, 5 saat kadar havalimanında bekledikten sonra Las Vegas'a 6 saat. 5 saatimizi New York'ta bekleyerek geçireceğimiz için Delta'nın Lounge hizmeti olan Sky Club'ı almanızı öneririm. Otele varmanız 24 saati bulabilir. Eşofman spor ayakkabı ile gidin ve uçuşta ayakkabılarınızı çıkartıp birkaç saatte bir 10 dakikalığına ayağa kalkın ve yürüyün.
2 Eylül 2011 Cuma
Tunus Turu
Bayram tatilini fırsat bilip 4 gece 5 günlük bir Tunus turuna katıldım. Tunus hakkında çok fazla bir bilgi bulmak mümkün olmadığı için birşeyler karalayım dedim ki gidecek olanlara bir katkım olsun.
Tunus'u tercih etmemin birkaç sebebi vardı. İlki vize istememesi. Hiçbir prosedüre tabi olmadan uçağa atlayıp gidebiliyoruz. İkincisi Fransızca. Ülkede ilkokul ikinci sınıfa kadar Arapça, ikinci sınıftan sonra Fransızca eğitim yapılıyor. Ayrıca hemen hemen herkes azçok İngilizce de konuşuyor. Tunus halkı güzel bir halk. Herkes çok samimi ve çok yardım sever. Dükkanlarını bırakıp sorularınızı cevaplandırıyor hatta yolu tarif etmekten öte size eşlik ediyorlar. Hırsızlık yok, can güvenliği problemi yok. Tunusluların kendisi de batılılar gibi giyindiği için bayanların askılı giydim etek giydim derdi yok. Güvenle dolaşabileceğiniz bir ülke.
Tunus bir islam ülkesi gibi görünse de işler biraz farklı. Ülkede sıkı bir laiklik uygulanıyor. Geçen seneye kadar sokakta polis başı aşırı kapalı olanları uyarıyormuş. Sokaklarda pek türbanlı göremiyorsunuz. Kara çarşaf hiç yok. 200-300 kişilik bir grupta birkaç başörtülü görebilirsiniz. Muhtemelen onlar da Tunus'lu değildir. Ülkede içki Ramazan ayında ve bayramların birinci günü sadece turistlere satılıyor, Tunus'lulara yasak. Bayramların birinci günü saat gece 12'den sonra bütün Tunus'lular içkiye saldırıyor. Boukha ve Thibarine adında iki milli içkileri var. Boukha incirden yapılan ingilizce sprint fransızca l'eau de vie diye kategorize edilen sert bir içki türü. Votka ve tekila arası birşey. Bazı kaynaklarda Boukha Tunus Rakısı olarak da geçiyor. Thibarine ise bir likör türü. Her iki içki de buzla veya kokteyl olarak tüketiliyor.
Tunus'u tercih etmemin birkaç sebebi vardı. İlki vize istememesi. Hiçbir prosedüre tabi olmadan uçağa atlayıp gidebiliyoruz. İkincisi Fransızca. Ülkede ilkokul ikinci sınıfa kadar Arapça, ikinci sınıftan sonra Fransızca eğitim yapılıyor. Ayrıca hemen hemen herkes azçok İngilizce de konuşuyor. Tunus halkı güzel bir halk. Herkes çok samimi ve çok yardım sever. Dükkanlarını bırakıp sorularınızı cevaplandırıyor hatta yolu tarif etmekten öte size eşlik ediyorlar. Hırsızlık yok, can güvenliği problemi yok. Tunusluların kendisi de batılılar gibi giyindiği için bayanların askılı giydim etek giydim derdi yok. Güvenle dolaşabileceğiniz bir ülke.
Tunus bir islam ülkesi gibi görünse de işler biraz farklı. Ülkede sıkı bir laiklik uygulanıyor. Geçen seneye kadar sokakta polis başı aşırı kapalı olanları uyarıyormuş. Sokaklarda pek türbanlı göremiyorsunuz. Kara çarşaf hiç yok. 200-300 kişilik bir grupta birkaç başörtülü görebilirsiniz. Muhtemelen onlar da Tunus'lu değildir. Ülkede içki Ramazan ayında ve bayramların birinci günü sadece turistlere satılıyor, Tunus'lulara yasak. Bayramların birinci günü saat gece 12'den sonra bütün Tunus'lular içkiye saldırıyor. Boukha ve Thibarine adında iki milli içkileri var. Boukha incirden yapılan ingilizce sprint fransızca l'eau de vie diye kategorize edilen sert bir içki türü. Votka ve tekila arası birşey. Bazı kaynaklarda Boukha Tunus Rakısı olarak da geçiyor. Thibarine ise bir likör türü. Her iki içki de buzla veya kokteyl olarak tüketiliyor.
14 Ağustos 2011 Pazar
Gmax deneyimi
Forum alışveriş merkezinde bulunan Gmax'ı denedim. Videolarını aşağıdan izleyebilir ve http://www.gmax.com.tr adresinden detaylı bilgi alabilirsiniz.
Eşim Figen'in kameramanlıkta gösterdiği uzmanlığa(!) dikkat..
Eşim Figen'in kameramanlıkta gösterdiği uzmanlığa(!) dikkat..
21 Kasım 2010 Pazar
Sinop gezisi
Bu yıl hiç gezmediğim kadar çok gezdim. 3-4 Defa Ankara, Antalya Kemer'de tatil, Mersin'de tatil, Antakya ve Akçakoca gezileri ve son olarak Sinop gezisi. Sinop gezisinde babamın doğup büyüdüğü köy olan Göllü köyünü, Dikmen ve Gerze ilçelerini, Sinop ilini, Hamsilos'u, Erfelek barajı ve şelalelerini gezme fırsatı bulduk. Çektiğimiz fotoğrafları facebook profilime ekledim. Ulaşmak için http://www.facebook.com/serkanakcan
Babanneme ait olan ve babamın büyüdüğü evin fotoğrafı:
Babanneme ait olan ve babamın büyüdüğü evin fotoğrafı:
2 Mayıs 2010 Pazar
Müthiş Bir Lezzet Durağı: Akdeniz Hatay Sofrası
Cumartesi günü bir arkadaş Akdeniz Hatay Sofrası diye bir restoranın varlığını öğrendiğini söyleyince hep beraber atlayıp Aksaray'a gittik. Açıkça söylemeliyim ki ben böyle bir menü görmedim. Menüde 8-10 çeşit pilav, adını hiç duymadığım Hatay yöresine ait onlarca meze ve arasıcak, acayip kebaplar vs.. Web adresini vereceğim restoranın ama web sitesi restoranın içeriğine göre çok zayıf kalmış. Mutlaka gidip görmelisiniz.
5 kişi gittiğimiz restoranda yukarıya yazdığım üzere deli gibi yemek yedik içtik, masa doldu taştı ve hesap kişi başı 35 lira geldi. İçeriğine ve lezzetine oranla fiyatı gayet uygun ve sonuna kadar hak ediyorlar.
Uzun lafın kısası mutlaka Akdeniz Hatay Sofrasına gidin, görün ve yiyin. Afiyet bal şeker olsun.
Biz masayı bayağı bir donattık. 3-5 tane arasıcak, içli köfte (oruk diyorlar) ve içli köftenin tavada yapılan bir türevi , antep tavası (acayip güzeldi) ve yukarıda gördüğünüz tuzda kuzu sipariş ettik. Tuzda kuzu restoranın gözde yemeklerinden. Gitmeden önce sipariş vermek gerekiyor. Kuzu eti ve özel pilav kaya tuzunun içerisinde 2 saat gibi uzun bir sürede pişiliyor ve masanıza fotoğraftaki gibi getirilip servis ediliyor.
Aynı şekilde tuzda tavuk da tercih edebiliyorsunuz. Restoranın diğer bir spesiyali de testi kebabı. Testi yine masanıza getiriliyor ve gözünüzün önünde kırılıyor. Biz tavuk ve testi kebabı tercih etmedik.
Yemeğimizin üzerine meşhur Hatay künefesi söyledik. Künefe ile birlikte mideyi rahatlatması için süt geliyor.
Uzun lafın kısası mutlaka Akdeniz Hatay Sofrasına gidin, görün ve yiyin. Afiyet bal şeker olsun.
1 Ekim 2009 Perşembe
2 Ağustos 2009 Pazar
Yassıca Adası, Göcek
Geçen haftalarda Ölüdeniz'de tatildeydim bildiğiniz üzere. Fethiye'den 12 Adalar tekne turlarına katıldım. Cennet gibi bir yer gerçekten. Doğru düzgün fotoğraf çekemediğim için başka bir fotoğrafı aşağıya ekleyip olayı anlatayım.

Fethiye limanından demir alıp 20 metre açıdık ve teknelerden biri pis su tankını limanın orta yerine bırakıverdi. Deniz tamamı ile kahverengi bir pisliğe döndü. Ben yine dilimi tutamadım ve küfrettim. Turizmden ekmek yiyen tekne sahiplerinin böyle birşey yapması inanılır gibi değil.
Tura katılmamın tek nedeni yukarıda fotoğrafını eklediğim güzelliği görmekti. Bu fotoğrafı görmüştüm ve mutlaka oraya gitmek istiyordum. Maalesef adı Yassıca olan bu ada fotoğrafta görüldüğü gibi değil. Sahilin her metrekaresinde bir gezi teknesi demirlemişti. Teknelerde yemek pişiriliyor ve yeniyordu. Yaşam alanı olmayan ada üzerinde köylüler çadırlar kurup börek çörek satıyorlardı. Ortalık leş gibi kirliydi. Teknelerin denize bıraktığı pislik cabası. Teknelerin attıkları demir deniz yüzeyini gözle görülür şekilde bozmuş.
Bazı koylara tekne girişi yasaklanmış bölgede. Buranın da kesinlikle yasaklanması gerekir dedim. Hatta belki son defa gelenlerden biriyimdir dedim.
Nitekim öyle oldu. Geçen gün Göcek çevresinde bulunan koy ve adalara tekne turları yasaklandı veya kısıtlandı. Halk biraz haklı olarak ayaklandı ama olması gereken bu. Artık gezi tekneleri ve pis su tankı bulunmayan hiçbir tekne bu cennet parçası güzellikleri kirletemeyecek.
Bu kararı alan her kimse ellerinden öperim. Çocuklarımız bu güzellikleri sizlere borçlu olacak.
Fethiye limanından demir alıp 20 metre açıdık ve teknelerden biri pis su tankını limanın orta yerine bırakıverdi. Deniz tamamı ile kahverengi bir pisliğe döndü. Ben yine dilimi tutamadım ve küfrettim. Turizmden ekmek yiyen tekne sahiplerinin böyle birşey yapması inanılır gibi değil.
Tura katılmamın tek nedeni yukarıda fotoğrafını eklediğim güzelliği görmekti. Bu fotoğrafı görmüştüm ve mutlaka oraya gitmek istiyordum. Maalesef adı Yassıca olan bu ada fotoğrafta görüldüğü gibi değil. Sahilin her metrekaresinde bir gezi teknesi demirlemişti. Teknelerde yemek pişiriliyor ve yeniyordu. Yaşam alanı olmayan ada üzerinde köylüler çadırlar kurup börek çörek satıyorlardı. Ortalık leş gibi kirliydi. Teknelerin denize bıraktığı pislik cabası. Teknelerin attıkları demir deniz yüzeyini gözle görülür şekilde bozmuş.
Bazı koylara tekne girişi yasaklanmış bölgede. Buranın da kesinlikle yasaklanması gerekir dedim. Hatta belki son defa gelenlerden biriyimdir dedim.
Nitekim öyle oldu. Geçen gün Göcek çevresinde bulunan koy ve adalara tekne turları yasaklandı veya kısıtlandı. Halk biraz haklı olarak ayaklandı ama olması gereken bu. Artık gezi tekneleri ve pis su tankı bulunmayan hiçbir tekne bu cennet parçası güzellikleri kirletemeyecek.
Bu kararı alan her kimse ellerinden öperim. Çocuklarımız bu güzellikleri sizlere borçlu olacak.
8 Şubat 2009 Pazar
Jolly Joker Balans, Rezil Konser Mekanı
Cuma akşamı yine bir Emre Aydın konserine gittim ve gittiğime pişman oldum.
Konser mekanı Jolly Joker Balans. Mekan bardan öteye geçebilecek bir yer değilken konser veriliyor olması son derece mantıksız. Emre Aydın gibi biraz popüler olmuş sanatçıların burada çıkmaması gerekir.
Mekan dikdörtgen ama eni 10 metre yok. Uzunlaması ise 30 metreden fazladır. Ön veya orta taraflarda durmak mümkün değil deyip arka tarafa geçebilirsiniz. Ama oradan da sahne görümüyor. O kadar sahne görünmüyor ki projektör ile izletiyorlar konseri (şaka değil). Projektöre görüntü veren kamera çok kötü. Zeka problemli olduğunu düşündüğüm bir mekan çalışanı iki de bir kameraya hareket çekip durdu. Yanında olsam aşağı atmak isterdim :)
Ayrıca arka taraftaki ses tesisatı iğrenç. Bas feci derecede yüksek. Ne gitarlar ne ziller, orta ve yüksek frekanstaki hiçbir ses duyulmuyor. Ayrıca tuborg'dan başka bira bulunmaması bile gitmemek için yeterli bir neden.
Uzun sözün kısası gideceğiniz konserin mekanı Jolly Joker Balans ise, hiç niyetlenmeyin. Boşu boşuna akşamınızı rezil etmiş olursunuz.
Konser mekanı Jolly Joker Balans. Mekan bardan öteye geçebilecek bir yer değilken konser veriliyor olması son derece mantıksız. Emre Aydın gibi biraz popüler olmuş sanatçıların burada çıkmaması gerekir.
Mekan dikdörtgen ama eni 10 metre yok. Uzunlaması ise 30 metreden fazladır. Ön veya orta taraflarda durmak mümkün değil deyip arka tarafa geçebilirsiniz. Ama oradan da sahne görümüyor. O kadar sahne görünmüyor ki projektör ile izletiyorlar konseri (şaka değil). Projektöre görüntü veren kamera çok kötü. Zeka problemli olduğunu düşündüğüm bir mekan çalışanı iki de bir kameraya hareket çekip durdu. Yanında olsam aşağı atmak isterdim :)
Ayrıca arka taraftaki ses tesisatı iğrenç. Bas feci derecede yüksek. Ne gitarlar ne ziller, orta ve yüksek frekanstaki hiçbir ses duyulmuyor. Ayrıca tuborg'dan başka bira bulunmaması bile gitmemek için yeterli bir neden.
Uzun sözün kısası gideceğiniz konserin mekanı Jolly Joker Balans ise, hiç niyetlenmeyin. Boşu boşuna akşamınızı rezil etmiş olursunuz.
6 Şubat 2009 Cuma
25 Ocak 2009 Pazar
Tabiatın Şakası Yok
Geçen günlerde bir genç maalesef kaymaya gittiği Uludağ'da kaybolup can verdi. Üstelik telefon ile temas kurmuştu ama yine de kurtarılamadı.
Okan Bayülgen'in NTV ve Kanal D'deki programlarında savcılık, gsm şirketi, asker, sivil savunma vesaire ne varsa sorumluların bulunması üzerine kurulan cümleler havalarda uçtu.
Örnek bir cümle alayım programlardan: "Operatörler bir sistem geliştirsin, SMS ile sorularak kişi nerede olduğunu öğrenebilsin"
GPS denen bir teknoloji olduğundan kimsenin haberi yok mu? Özellikle kayakçılar için geliştirilmiş pistlerin ve konaklama noktalarının işaretlenebildiği, hava durumu alabilen GPS sistemleri var. Hadi doğa için geliştirilmiş özel GPS'leri bırakın, cep telefonlarına entegre edilmiş GPS'leri neden kullanmıyorsunuz?
Doğa sporları ile uğraşanlar ve bilmediği yerlere gidenler mutlaka yanında GPS taşısın. Dağda tipi denizde fırtına başladığında, sis çöktüğünde, kaybolduğunuzda sizi kurtarabilecek tek şey GPS'dir. Hem bulunduğunuz yeri tam olarak söyler hem doğru yolu gösterir. Paraşütünüz olmadan uçaktan atlamayın.
Hayatını kaybeden bu gencin yanında GPS'li bir telefon olsaydı tam olarak yerini kurtarma ekiplerine bildirebilir ve bir saatten daha kısa sürede kurtarılabilirdi.
GPS olmadan bu gibi aktivitelere katılmamalı ve yakınlarımızı da uyarmalıyız. Bu konunun tek çözümü budur.
Okan Bayülgen'in NTV ve Kanal D'deki programlarında savcılık, gsm şirketi, asker, sivil savunma vesaire ne varsa sorumluların bulunması üzerine kurulan cümleler havalarda uçtu.
Örnek bir cümle alayım programlardan: "Operatörler bir sistem geliştirsin, SMS ile sorularak kişi nerede olduğunu öğrenebilsin"
GPS denen bir teknoloji olduğundan kimsenin haberi yok mu? Özellikle kayakçılar için geliştirilmiş pistlerin ve konaklama noktalarının işaretlenebildiği, hava durumu alabilen GPS sistemleri var. Hadi doğa için geliştirilmiş özel GPS'leri bırakın, cep telefonlarına entegre edilmiş GPS'leri neden kullanmıyorsunuz?
Doğa sporları ile uğraşanlar ve bilmediği yerlere gidenler mutlaka yanında GPS taşısın. Dağda tipi denizde fırtına başladığında, sis çöktüğünde, kaybolduğunuzda sizi kurtarabilecek tek şey GPS'dir. Hem bulunduğunuz yeri tam olarak söyler hem doğru yolu gösterir. Paraşütünüz olmadan uçaktan atlamayın.
Hayatını kaybeden bu gencin yanında GPS'li bir telefon olsaydı tam olarak yerini kurtarma ekiplerine bildirebilir ve bir saatten daha kısa sürede kurtarılabilirdi.
GPS olmadan bu gibi aktivitelere katılmamalı ve yakınlarımızı da uyarmalıyız. Bu konunun tek çözümü budur.
18 Ocak 2009 Pazar
Erkan Askerden Döndü
Geçen yıl 17 Ocak tarihinde askerden dönmüştüm. Bu yıl aynı tarihte Erkan askerliğini bitirdi. Biz de gelir gelmez soluğu Bacanak (eski adı ile Kömür) Ocakbaşında aldık. Mekanımız biraz değişime uğramış. Ocakbaşının biraz küçülmüş olması hoşuma gitmedi. Ama Kanun üstadı ile kafa yormayan türk sanat müziğinin rakının tadını güzelleştirdiğini de öğrenmiş oldum.
Hoşgeldin Erkan.
Hoşgeldin Erkan.
2 Ekim 2008 Perşembe
Asker Ziyareti ve Dönüş

Yaklaşık 10 yıllık dostum ve ortağım Erkan, Ankara'da askerliğini yapıyor. Ankara'ya gitmişken Erkan'ı görmemek olmaz. Kızılay'da buluşup birşeyler yedik ve starbucks'a gidip kahve içtik. Erkan latte içti ama ben her zamanki gibi americano klasiğimi bozmadım :)
Erkan'ın bol bol selamlarını da yanıma alarak İstanbul'a döndüm. Hoşgeldim :)
14 Temmuz 2007 Cumartesi
Antalya'da Temmuz Tatili

Akdeniz akşamları bir başka oluyor
Hele bir de aylardan Temmuz ise bambaşka
Grup Merdiven'in sonradan Haluk Levent ve İbrahim Tatlıses(böyk) tarafından yorumlanmış Akdeniz Akşamları şarkısı ne kadar da güzel ve doğrudur.
Askere gitmeden önce değişmez tatil mekanım Antalya'ya Temmuz ayı başında gideyim dedim. Pek adetim olmasa da, geçen yıl gidip çok memnun kaldığım Papillon Belvil tatil köyünde kaldım. Hayatımda ilk defa 1 haftalık tatilin yetmediğini düşündüm. Yaşlanıyor muyum? Bu arada tatilin en heyecanlı olayı, dönüş uçuşunda sağ çaprazdan gelen sert rüzgar nedeniyle Sabiha Gökçen'e yaptığımız sert inişti. Uzun Flight Simulator takıntımdan dolayı az çok uçaklardan anlayan biri olarak, inişe 10 mil kala ne kadar sert bir iniş olacağını tahmin etmek heyecan dozajını düşürmüyor da değil doğrusu.
Ağustos ayı başında askere gidiyorum. Seneye bu zamanlar yine Antalya'da olacağım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


