22 Şubat 2009 Pazar

Tuğrul Büyükçopur'un Ardından

2005 Yılıydı. Arkadaşlarımdan Erkan motosiklet almak istiyordu. Ben de ona eşilik etmek istedim ama vitesli bir motosiklet ile uğraşmak istemediğimden bir scooter aldım.

Aslında önceleri iki tekerlekli bir makineye asla binmem diyordum. Ama Erkan ile birlikte gittiğimiz motosiklet bayisinde scooter'ı deneyince fikrim değişti. Bu gerçekten anlatması güç bir his. Motosikletin nasıl bir tutkuya dönüştüğünü anlayabiliyorum.

Dayanamayıp ben de aldım. Birkaç hafta içerisinde acemiliğimi attım veya ben öyle düşündüm. Gayet stabil kullanabiliyordum. Derken günün birinde yaklaşık 20-30 kilometre hızla Mecidiyeköy'de giderken ters yönden hızla bir araba geldi. Çok sert fren yapmak zorunda kaldım ve scooter'ın ön tekerleri mazgal demirine gelince kilitlenip beni bir at gibi üzerinden fırlattı. Ben scooter'ın önüne düştüm ama kayarak gelen 170 kiloluk makine ayağımın üzerine çıktı ve ayak bileğimi kırdı.

1 Ay boyunca alçıda kalan ayağım hayatımı zehir etti. Yine de scooter'dan vazgeçmedim, tekrar bindim. Ancak yavaş yavaş risk beynime kazınmıştı. Yaptığım kazanın yanı sıra atlattığım sayısız kaza gözümün önünde canlanıp durdu. Ve gün geldi binmemeye karar verdim. İstanbul gibi bir şehirde ne kadar iyi motor kullandığınızın önemi yok. Çünkü yollar kötü, şehrin şöförleri insanlıktan uzak.

Daha sonra peşpeşe tanıdığım insanların kazalar yaptığını duymaya başladım. Soran herkese motor almayın dedim. Son olarak ise Tuğrul'un haberi keskin fikrimi bir sabit fikire dönüştürdü.

Arkadaşlar motora binmeyin. Kazayı nasıl yaptığınızı asla anlamıyorsunuz. Saniyenin onda biri gibi bir sürede herşey olup bitiyor. Kazanın sonucu tamamen şans meselesi.

Hiç kimseye böylesi bir acı yaşatmaya hakkımız yok. İstanbul gibi bir şehirde motora binmek ölmeyi göze almaktan başka birşey değildir.

4 yorum:

Anonim dedi ki...

Sevgili Serkan, öncelikle elim bir kaza sonucu kaybettiğimiz değerli arkadaşımız Tugrul'a Allah'tan rahmet, sevenlerine ve geride bıraktıklarına sabır diliyorum. Tugrul ile NetOne 'da (TurkNet) yaklaşık 1,5 sene beraber calıstık. Gerçekten melek gibi kalbi olan, insanları asla kırmamaya ozen gösteren kişilikte bir insandı. Mekanı cennet olsun.

Tufan Özdoğan
tufan@team.com.tr
0533 747 17 67
Tugrul arkadaşımızın ardından Motorsiklet konusunda yazdıklarına yasanan bunca olaydan sonra katılmamak mümkün değil. Ancak ben olaya bir motorsiklet kullanıcısı da olarak daha farklı pencereden bakmak isterim. Ben dinimizin de emrettiği gibi kadere inanan, bizleri yaratan Allah'a inanan bir insan olarak ölümün de zamanının da şeklinin de kaderimize yazılı ve belirlenmiş olduğuna inanıyorum. Bir insanın vakti dolduğunda bu dünyadan çekip gideceği aşikar. Demek ki bu değerli kardesimiz icin de yüce yaradanımız böyle bir kader ve hayat belirlemiş. Bunun dışındaki hicbirseyi bizler engelleyemeyiz. Bunu yaşanmış bir örnek ile paylaşmak isterim. Bir arkadaşım birkaç sene önce hayatında hic kullanmadığı, binmediği halde motorsiklet kazasında hayatını kaybetti. Selamiçesme trafik ışıklarında yaya gecidinde kendisine yeşil ışık yanarken karşıya gecmeye calısan arkadaşımız, 2 seritlik yolda arabaların yanında 3. şerit yapan bir pizza motorsikletinin kendisine carpması sonucu başından aldığı darbe ile uzun süre bitkisel hayatta yasam savası verdikten sonra hayatını kaybetti. Yani kaderimizde bu varsa kaçmak mümkün değil. Motorsiklet elbette yüksek riskli bir araç. Baskalarının ya da kendinizin yaptığı bir hatayı hayatınızla odeme riski var. Her motorsiklet kullanıcısı bu sözleşmeyi kendi hür iradesi ile imzalayarak bu yaşam tarzını seçiyor. Bazı anlar geliyor, aldığınız keyif sıradan gecen bir hayata bedel olabiliyor. Motorsiklet her zaman bilinmeyene, görülmeyene, planlanmayana, gizeme, yeni keşiflere açık bir kapıdır. Bu kapıdan bir defa gecen insanlar kolay kolay geri dönmek istemezler. An gelir düşerler, incinirler, yaralanırlar, an gelir hayata veda ederler. En son 15 gün önce bebeğimin doğumunu tebrik etmek icin beni arayan Rahmetli arkadaşım Tugrul da motorsiklete binmekten, üzerinde vakit gecirmekten buyuk keyif aldığını vurgulamıstı sohbet esnasında. Bizler değer verdiğimiz, sevdiğimiz insanları kaybettiğimizde çok üzülüyoruz. Tugrul da bizleri zamansız bıraktı gitti. Ancak ben eminim ki hayat felsefesi ve tarzı ile hayattan tad alarak, hayatı dolu dolu yaşayarak tamamladı. Bazan 70 senede yaşayamayacağınız seyleri 20 senede yaşarsınız. Sevgili arkadaşıma bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Sana da sevgilerimi iletiyorum.. Tufan Özdoğan - tufan@team.com.tr

Serkan AKCAN dedi ki...

Ben senin gibi düşünmüyorum. Motosiklet doğası gereği riskli. Türkiye gibi geri kalmış ülkelerde daha da riskli. Hiçbir zevk can riskini göze almaya değmez. Hiç kimsenin çevresindekilere böylesi bir acı yaşatmaya hakkı yok.

Motosiklet tutkunları söylediklerime kızacaklar elbette. Ama söylediklerimin gerçekliğinin değişmediği yılda onlarca defa gördüğüm motosiklet kazalarında açıkça görülüyor.

Canını seven motosiklete binmesin.

ebruayan dedi ki...

Tufan Bey'in ornek verdigi kaza da motorsiklet kazasıymıs.sadece olum riski arıacı kullananın değil, karsıdan gelenin de olabiliyor. demek ki
motorsiklet iki açıdan bakınca da tehlikeli bir araç.

Benim erkek arkadasımın da scooterı vardı.simdi kullanmıyor.aslında istiyor ama ben su anki durumdan memnunum.:)

evet hayatta basımıza hersey gelebilir ama bile bile de riske atılınmaz.mesela ben yaya olarak karsıdan karsıya yesilde geçerken bile her an bir araç cıkma ihtimali oldugu için once bir iki sn beklerim.bu tip olaylar da olmuyor değil. hayatta onlem almadan yasanmaz.Sanıyorum dinimiz de
hiçbirsey için çaba gosterme zaten kader var demiyor, iyi bilirsiniz ki.:)

neyse, biliyorum motorsiklet çok hoş bir duygu, ben de deneyimledim ama, bu ülkede bu kadar cahil insan varken kaderimi cahil insanların eline bırakmak istemem doğrusu. tabi benim nacizane gorusum.

sevgiler

Serkan AKCAN dedi ki...

Katılıyorum size. İşin başka bir boyutu da var. Şimdi mesela desem ki alın yazısı falan fişman, motosiklete binin güzeldir. Yarın birisi beni gibi konuşanlardan etkilenip motosiklete binerse ve bir kaza geçirirse?

Daha açık söyleyeyim. Konu rahmetli Tuğrul'un kazası ile başladı. Ne Tuğrul'un yerinde olmak isterim ne de Tuğrul'u motosiklet ile tanıştıranın. Vicdanım asla rahat olamazdı.